Loader
Annelik üzerine

Annelik Üzerine

Annelik kavramı ile ilgili bir çok psikolojik yaklaşım var. Yaklaşım ve teorilerin çoğu anne çocuk arasındaki ilişkileri ve annelerin çocuklarının gelişimini nasıl etkilediğine odaklanmakta.

Son 20 yılda bilim insanları anneliğin duyguları, istekleri, arzuları, iç çatışmaları ve anne olmanın kadınların hayatlarını nasıl etkilediğini düşünmeye başlamışlar.
Keyif almaktan bağlılığa, endişeden korumaya bütün annelik davranışları biz annelere kalpten geliyormuş gibi hissettirse de, biyokimyasal reaksiyonlarla başlar. Artist Sarah Walker anne olmayı, yaşamakta olduğumuz evin içinde yeni, farklı bir odayı keşfetmek olarak tarif etmiş. Herkesin size siz daha hamileyken söylemeye başladığı, herşey değişecek şeklindeki annelik tanımlamasından, kulağa çok daha hoş geliyor.

Elbette ki çok değiştiğiniz bir gerçek. Değişimler nörolojik temelli oluyor, yani duygusal olarak değişiyoruz. Daha hamileyken başlayan bu değişimler; beynin empati, endişe ve sosyal etkileşimi kontrol eden bölgelerinde artarak başlıyor. Gebelik sırasında ve lohusalık döneminde hormonların da desteğiyle yeni bir anne yaratılıyor.

Çevresel faktörler ve bu biyokimyasal değişimler  bazen kaygı ve doğum sonrası depresyona sebep olabiliyor.  Her 6 kadından birinde doğumdan sonra, depresyon olmasa da takıntılı el yıkama davranışları ve yine takıntılı şekilde bebeğinin nefes alıp vermesini kontrol etme davranışı ortaya çıkıyormuş. Tüm bu takıntılı davranışlar çok tanıdık geliyor. Suçu beyninize ve hormonlarınıza atabilirsiniz.

Daha kucağımıza bile almadığımız, kargacık burgacık ultrason görüntüsüne bağlandığımız yavrumuzla aramızdaki bağın kaynağı olan hormonumuzun adı oksitosin hormonu.  Bu tatlı mı tatlı hormonumuz daha hamileyken salgılanmaya başlayıp bebeğimizle ilgilendikçe artıyormuş, üstelik bebeğimiz ağladıkça, emzirirken ve biz ona sarılırken de artıyormuş.

Bebeğimizle o ilk karşılaştığımız an, birine aşık olduğunuz o ilk bir kaç anlık duygumuzla aynı. Yani beynimiz ebeveyn olmayı birine aşık olmakla aynı şekilde algılıyor. Bu yüzden onun kokusu dünyalara bedel.

Fiziksel olarak doğum bir mucize. Kaygı korku ve aşırı sevinç, zayıflık ve güç aynı anda başka ne zaman yaşanabilir ki. Doğum biz kadınları erkeklerden çok daha şanslı kılan bir mucize. Düşünün eğitiminiz, maddi durumunuz, sosyal çevreniz, başarılarınız, istekleriniz, deneyimleriniz, arkadaşlarınız hepsi doğum anında anlamını yitiriyor. Sadece siz oluyorsunuz yalın ve dünyadaki tüm kadınlarla eşit.

Hangi yolla anne olduğunuzun bir önemi yok. Size normal doğumu destekleyeceğiz derken diğer alternatiflerle doğum yaptıysanız ikinci sınıf anne gibi hissettiren uzmanların hepsini boşverin. Toplumun dayattığı mükemmel anne imajına bürünmek için de anın tadını çıkarmaktan vazgeçmeyin.  Hamileyken 5 kilo aldım 5 ininde bir haftada verdim diyen internet fenomeni annelere inanıp muhteşem bir iş başarmak için değişmiş bedeninize haksızlık etmeyin.

Toplumun yarattığı anne olmanın kadın olmaktan vazgeçmek, birey olmaktan vazgeçmek algısına kapılmayın.

Hepimiz biricik ve tekiz, yavrularımız da öyle. Kıyaslama yapmadan anın tadını çıkarın. Hiç bir şeyin tekrarı yok, yaşamak bu yüzden güzel ve heyecan verici. Sevgili anneler ve anne adayları, gününüzün kıymetini bilin.

Psk. Ceren Çağlayan Adıyaman

 

Yorum bulunmamaktadır

Yorum yazın

fourteen − 10 =