06 Oca Yetersiz Bir Anne miyim?
Hep söylerim bir bebek doğduğunda bir anne de doğar. Bebeğimizi kucağımıza aldığımız andan itibaren onun için her şeyin en iyisini isteriz. Hepimizin aklında bir mükemmel anne tanımı var. Sizin aklınızdaki mükemmel anne tanımı nasıl?
Doğumdan itibaren emdi emmedi konusu fitilini ateşliyor yetersizlik konusunun; emmedi mama verdim doydu ama anne sütü alamadı, mama vermedim anne sütü emdi ama acaba doydu mu?
Her gün dışarı çıkıp hava alması çok iyi ama soğukta dışarı çıkardım hasta oldu. Ben hasta ettim çocuğumu.
Herkes tuvalet eğitimini 3 günde halletmiş benim çocuğum iki hafta oldu alışamadı, beceremedim.
Firmalar üretmeye, marketler raflara abur cuburları yerleştirmeye yetişemiyor ama hiç kimse yedirmiyor çocuğuna inanırsanız! Çok istedi ben de aldım ben nasıl anneyim?
Telefon tablet televizyon çok zararlı çocukların zihinsel gelişimleri için ama evde çalışıyorum bana yardım eden kimse yok ve TV açtım işimi halledene kadar. Nasıl kötü bir anneyim ben.
Çalışıyorum çocuğum için şimdiye kadar çabaladığım her şeyi bir kenara bırakamadım. Tabi ki işin maddi tarafı da var. Çocuğum mutsuz mu?
Biraz kendimle baş başa kalmak hakkım ve dışarı çıktım, çocuğum ben yokken ne yapmıştır. Kim bilir nasıl ağladı. Bakıcıya emanet ettim çocuğumu bu devirde ne kötü haberler duyuyoruz nasıl güvendim?
Herkes saatlerce etkinlik yapıyor çocuğuyla ama ben beceremiyorum ya da sıkılıyorum. Benim çocuğumun gelişimi benim yüzümden geri kalacak.
Bu yazdıklarıma daha yüzlerce ekleme yapılabilir. Tüm bu düşünceler stres yaratıyor. Peki bu duygu ve bu stres acaba çocuğumuza iyi geliyor mu? Bu duygulardan uzaklaşıp çocuğumuzla geçirdiğimiz bir daha asla geri gelmeyecek olan vaktin tadını çıkarsak çocuğumuzu ihmal mi ediyor olacağız. Ben sizin için cevap vereyim tabi ki ’HAYIR’. Üstelik yaşadığınız stress ve kaygı çocuğunuza yansıyor. Nasıl mı? Uyku düzenini etkiliyor, nedensiz huzursuzluk haline sebep oluyor, öfke patlamalarına sebep oluyor.
Mükemmel anne olmaya çalışırken neler kaçırdığımızı bir bilsek tüm bu düşüncelerden kaçarak uzaklaşırdık.
Siz soğukta dışarı çıkmasanız da çocuğunuz hasta olacak, en başarılı zeka geliştiren setleri alsanız da belki düşündüğünüz faydayı sağlamayacak, her şeyin en organiğini en sağlıklısını yedirseniz de hasta olacak, her istediğini yapsanız da saatlerce ağlayacak, en faydalı en vitaminli yemekleri yapsanız da yemek istemeyecek.
Montaigne’in güzel bir sözü var; her insanda insanlığın her hali vardır. Zaman zaman öfkelenmek, çaresiz hissetmek, yorulmak, tükenmek sizi kötü bir anne yapmaz. Çocuklarımız nasıl biricik ve tekse biz anneler de biricik ve tekiz. Hepimizin farklı yetenekleri ve yeterlilikleri var.
Bu duyguyu tetikleyen çevrenizdeki insanlar ise onlarla aranıza mesafe koymanızı öneririm. Eşinizle sorumlulukları paylaşmak size iyi gelecektir.
Bilmemiz gereken en önemli şey bu yetersizlik duygusunun gerçek olmadığı ancak anneliğin de bir parçası olduğudur. İçinizi sızlatan bu yetersizlik duygusu kapınızı çaldığında ona ben evladım için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum demelisiniz.
Siz mutlu olursanız çocuğunuz da mutlu olacaktır. Keyifle yapılan her şey gibi çocuk yetiştirmek de keyif alamaya bakarsanız daha kolay olacaktır. Eminim çocuğunuz sizi bu halinizle çok seviyor. Yaşamın içinde sürekli değişiyor ve gelişiyoruz. Birey olmak, evlat olmak, eş olmak, anne olmak, kadın olmak hepsi bizi oluşturan tanımlar. Sadece anne, ya da sadece eş değiliz. Şimdi kendinizi acımasızca eleştirmek yerine kendinize büyük bir aferin deme zamanı!

Yorum bulunmamaktadır